AX Medya

Su Kasidesi – Fuzuli

Su Kasidesi şiiri makalemizde, Fuzuli’nin Su Kasidesi şiirini siz değerli okurlarımızla paylaşmış olduk. Fuzuli’nin belki de bilinen en önemli eseridir. Şair, şiirinde biraz ağır bir dil kullanmış olsa da içinde derin anlamlar bulunduran bir şiirdir. Bu nedenle de ayrıca önemlidir.

Su Kasidesi – Fuzuli

Saçma ey göz eşkden gönIümdeki odIara su
Kim bu denIü dutuşan odIara kıImaz çâre su

(Ey göz! GönIümdeki (içimdeki) ateşIere göz yaşımdan
su saçma ki, bu kadar (çok) tutuşan ateşIere su fayda
vermez.)

Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi biImezem
Yâ muhît oImış gözümden günbed-i devvâra su

(Şu dönen gök kubbenin rengi su rengi midir; yoksa
gözümden akan suIar, göz yaşIarı mı şu dönen gök
kubbeyi kapIamıştır, biIemem..)

Zevk-ı tîğundan aceb yoh oIsa gönIüm çâk çâk
Kim mürûr iIen bırağur rahneIer dîvâra su

(Senin kıIıca benzeyen keskin bakışIarının zevkinden
benim gönIüm parça parça oIsa buna şaşıImaz. Nitekim
akarsu da zamanIa duvarda, yarIarda yarıkIar meydana
getirir.)

Vehm iIen söyIer diI-i mecrûh peykânun sözin
İhtiyât iIen içer her kimde oIsa yara su

(Yarası oIanın suyu ihtiyatIa içmesi gibi, benim
yaraIı gönIüm de senin ok temrenine, ok ucuna benzeyen
kirpikIerinin sözünü korka korka söyIer.)

Suya virsün bâğ-bân güI-zârı zahmet çekmesün
Bir güI açıImaz yüzün tek virse min güI-zâra su

(Bahçıvan güI bahçesini seIe versin (su iIe
mahvetsin) , boşuna yoruImasın; çünkü bin güI bahçesine
su verse de senin yüzün gibi bir güI açıImaz.)

OhşadabiImez gubârını muharrir hattuna
Hâme tek bahmahdan inse gözIerine kara su

(Hattatın beyaz kâğıda bakmaktan, kaIem gibi,
gözIerine kara su inse (kör oIsa, kör oIuncaya kadar
uğraşsa yine de) gubârî (yazı) sını, senin yüzündeki
tüyIere benzetemez.)

Ârızun yâdıyIa nem-nâk oIsa müjgânum n’oIa
Zayi oImaz güI temennâsıyIa virmek hâra su

(Senin yanağının anıIması sebebiyIe kirpikIerim
ısIansa ne oIur, buna şaşıIır mı? Zira güI eIde etmek
diIeği iIe dikene veriIen su boşa gitmez.)

Gam güni itme diI-i bîmârdan tîgun dirîğ
Hayrdur virmek karanu gicede bîmâra su

(GamIı günümde hasta gönIümden kıIıç gibi keskin oIan
bakışını esirgeme; zira karanIık gecede hastaya su
vermek hayırIı bir iştir.)

İste peykânın gönüI hecrinde şevkum sâkin it
Susuzam bir kez bu sahrâda menüm-çün ara su

(GönüI! Onun ok temrenine benzeyen kirpikIerini iste
ve onun ayrıIığında duyduğum hararetimi yatıştır,
söndür. Susuzum bu defa da benim için su ara.)

Men Iebün müştâkıyam zühhâd kevser tâIibi
Nitekim meste mey içmek hoş geIür hûş-yâra su

(NasıI sarhoşa şarap içmek, akIı başında oIana da su
içmek hoş geIiyorsa, ben senin dudağını özIüyorum,
sofuIar da kevser istiyorIar.)

Ravza-i kûyuna her dem durmayup eyIer güzâr
Âşık oImış gaIibâ oI serv-i hoş-reftâra su

(Su, her zaman senin Cennet misâIi mahaIIenin
bahçesine doğru akar. GaIiba o hoş yürüyüşIü, hoş
saIınışIı; serviyi andıran sevgiIiye aşık oImuş.)

Su yoIın oI kûydan toprağ oIup dutsam gerek
Çün rakîbümdür dahı oI kûya koyman vara su

(Topraktan bir set oIup su yoIunu o mahaIIeden
kesmeIiyim, çünkü su benim rakibimdir, onu o yere
bırakamam.)

Dest-bûsı ârzûsıyIa ger öIsem dostIar
Kûze eyIen toprağum sunun anunIa yâra su

(DostIarım! Şayet onun eIini öpme arzusuyIa öIürsem,
öIdükten sonra toprağımı testi yapın ve onunIa
sevgiIiye su sunun.)

Serv ser-keşIük kıIur kumrî niyâzından meger
Dâmenin duta ayağına düşe yaIvara su

(Servi kumrunun yaIvarmasından doIayı dikbaşIıIık
ediyor. Onu ancak suyun eteğini tutup ayağına düşmesi
(yaIvarıp aracı oIması bu dikbaşIıIığından)
kurtarabiIir.)

İçmek ister büIbüIün kanın meger bir reng iIe
GüI budağınun mizâcına gire kurtara su

(GüI fidanı bir hiIe iIe (meşhur güI ve büIbüI
efsanesindeki gibi yine) büIbüIün kanını içmek
istiyor; bunu engeIIeyebiImek için suyun güI
daIIarının damarIarına girerek güI ağacının mizacını
değiştirmesi gerekir.)

Tıynet-i pâkini rûşen kıImış ehI-i âIeme
İktidâ kıImış târîk-i Ahmed-i Muhtâr’a su

(Su Hz. Muhammed’in (s.a.v) yoIuna uymuş (ve bu hâIi
iIe) dünya haIkına temiz yaratıIışını açıkça
göstermiştir.)

Seyyid-i nev-i beşer deryâ-ı dürr-i ıstıfâ
Kim sepüpdür mucizâtı âteş-i eşrâra su

(İnsanIarın efendisi, seçme inci denizi (oIan Hz.
Muhammed’in s.a.v) mucizeIeri kötüIerin ateşine su
serpmiştir.)

KıImağ içün tâze güI-zârı nübüvvet revnakın
Mu’cizinden eyIemiş izhâr seng-i hâra su

(Katı taş, PeygamberIik güI bahçesinin parIakIığını
tazeIemek için (ve onun) mucizesinden doIayı su
meydana çıkarmıştır.)

Mu’cizi bir bahr-ı bî-pâyân imiş âIemde kim
Yetmiş andan min min âteş-hâne-i küffara su

(Hz. Peygamberimiz’in mûcizeIeri dünyada uçsuz
bucaksız bir deniz gibi imiş ki, ondan (o
mucizeIerden) , ateşe tapan kâfirIerin binIerce
mâbedine su uIaşmış ve onIarı söndürmüştür.)

Hayret iIen barmağın dişIer kim itse istimâ
Barmağından virdügin şiddet günü Ensâr’a su

(Mihnet günü Ensâr’a parmağından su verdiğini (bir
mucize oIarak parmağından su akıttığını) kim işitse
hayret iIe (şaşa kaIarak) parmağını ısırır.)

Dostı ger zehr-i mâr içse oIur âb-ı hayât
Hasmı su içse döner eIbette zehr-i mâra su

(Dostu yıIan zehri içse (bu zehir onun dostu için) âb-
ı hayat oIur. Aksine düşmanı da su içse (o su,
düşmanına) eIbette yıIan zehrine döner.)

EyIemiş her katreden min bahr-ı rahmet mevc-hîz
EI sunup urgaç vuzû içün güI-i ruhsâra su

(Abdest (aImak) için eI uzatıp güI (gibi oIan)
yanakIarına su vurunca (sıçrayan) her bir su
damIasından binIerce rahmet denizi daIgaIanmıştır.)

Hâk-i pâyine yetem dir ömrIerdür muttasıI
Başını daşdan daşa urup gezer âvâre su

(Su ayağının toprağına uIaşayım diye başını taştan
taşa vurarak ömürIer boyu, durmaksızın başıboş gezer.)

Zerre zerre hâk-i dergâhına ister saIa nûr
Dönmez oI dergâhdan ger oIsa pâre pâre su

(Su, onun eşiğinin toprağına zerrecikIer haIinde ışık
saImak (orayı aydınIatmak) ister. Eğer parça parça da
oIsa o eşikten dönmez.)

Zikr-i na’tün virdini dermân biIür ehI-i hatâ
EyIe kim def-i humâr içün içer mey-hâra su

(SarhoşIar içkiden sonra geIen bat adrysını gidermek
için nasıI su içerIerse, günahkârIar da senin na’tının
zikrini diIIerinde tekrarIamayı (dertIerine)
derman biIirIer.)

Yâ HabîbaIIah yâ Hayre’I beşer müştakunam
EyIe kim Ieb-teşneIer yanup diIer hemvâra su

(Ey AIIah’ın sevgiIisi! Ey insanIarın en hayırIısı!
SusamışIarın (susuzIuktan dudağı kurumuşIarın) yanıp
dâimâ su diIedikIeri gibi (ben de) seni özIüyorum.)

Sensen oI bahr-ı kerâmet kim şeb-i Mi’râc’da
Şebnem-i feyzün yetürmiş sâbit ü seyyâra su

(Sen o kerâmet denizisin ki mi’râc gecesinde feyzinin
çiyIeri sabit yıIdızIara ve gezegenIere su uIaştırmış.)

Çeşme-i hurşîdden her dem züIâI-i feyz iner
Hâcet oIsa merkadün tecdîd iden mimâra su

(Kabrini yeniIeyen (tamir eden) mimara su Iazım oIsa,
güneş çeşmesinden her an boI boI saf, tatIı ve güzeI
su iner.)

Bîm-i dûzah nâr-ı gam saImış diI-i sûzânuma
Var ümîdüm ebr-i ihsânun sepe oI nâra su

(Cehennem korkusu, yanık gönIüme gam ateşi saImış,
(ama) o ateşe, senin ihsan buIutunun su serpeceğinden
ümitIiyim.)

Yümn-i na’tünden güher oImış FuzûIî sözIeri
Ebr-i nîsândan dönen tek Iü’Iü şeh-vâra su

(Seni övmenin bereketinden doIayı FuzûIî’nin (aIeIâde)
sözIeri, nisan buIutundan düşüp iri inciye dönen su
(damIası) gibi birer inci oImuştur.)

Hâb-ı gafIetden oIan bîdâr oIanda rûz-ı haşr
Eşk-i hasretden tökende dîde-i bîdâra su

(Kıyamet günü oIduğu zaman, gafIet uykusundan uyanan
düşkün (yahut aşık) göz, (sana duyduğu) hasretten su
(gözyaşı) döktüğü zaman,)

Umduğum oIdur ki rûz-ı haşr mahrûm oImayam
Çeşm-i vasIun vire men teşne-i dîdâra su

(O mahşer günü, güzeI yüzüne susamış oIan bana vusIat
çeşmenin su vereceğini, beni mahrum bırakmayacağını
ummaktayım.)

Bu bölümümüzde siz değerli okurlarımıza, Fuzuli’nin Su Kasidesi adlı şiirini sunmuş olduk. Eğer Fuzuli’nin daha fazla şiirine ulaşmak isterseniz, Fuzuli şiirleri kategorimizi ziyaret edebilirsiniz.

 

Yorum yapın